Seninle Benim Aramda / Between You and Me

SENİNLE BENİM ARAMDA / BETWEEN YOU AND ME
Zeren Göktan’ın “Seninle Benim Aramda / Between You and Me” başlıklı yeni
sergisi İstanbul’da “Pilot Galeri”de 4 Kasım’da açılıyor.
Sergide, sanatçının son dönemde gerçekleştirdiği “Kırık Beyaz” fotoğraf serisinden
işler ve “Nasıl Var Olursun? Kendi Süpürgeni Nasıl Yaparsın? Nasıl Yok
Olursun?” başlıklı enstalasyon çalışması yer alıyor.
Bu sergide ilk defa gösterilecek siyah beyaz fotoğraflardaki kadınlara biberonlar, çalı
süpürgeleri, ağaçlar, şimşekler, kuru dikenler ve yabani otlar eşlik ediyor. Göktan,
yabani otların ve dikenlerin arasında var olan ve yok olan kadınları bir dizi fotoğrafla
betimlerken, kadının kendisiyle ve toplumla arasındaki ilişkisine; kuşaklar, mesafeler,
ve dönüşümler üzerinden odaklanıyor. Sanatçının fotoğraflarında kullandığı diken
tomarları hem içgüdüsel bir koruma objesi olarak bir kalkan gibi belirmekte hem de
karşısındakiyle kurulan ilişkinin çelişkileri ve karmaşıklığını temsil etmektedir. Göktan,
bu yinelenen imgeler aracılığıyla varlık ile yokluk, beden ile toprak, benlik ile toplum
arasındaki kırılgan eşiklere işaret ediyor.
Zeren Göktan’ın mahrem olanla kolektif olanın arasında konumlanan ve bir bölümünü
triptik olarak tasarladığı fotoğraflardan oluşan seri, şimşekten korunan bir kadın, ilk
hayal kırıklığını yaşan kız çocuğu ve bir anneyle kuşaklar arası bir yolculuğa
dönüşüyor. Bu fotoğraflar, birbirine karışmış dikenlerin içinde beliren ve yok olan
kadınları da içine alıp, ışık saçan yıldızlara dönüşerek seyirciyi ağırlıyor.
Sergide *“Kırık Beyaz”*dan yeni çalışmalarla bir araya gelen “Nasıl Var Olursun?
Kendi Süpürgeni Nasıl Yaparsın? Nasıl Yok Olursun?” başlıklı enstalasyon, kamusal
alanda görmeye alıştığımız ve kanıksadığımız, bidonlardan, tahta sopalardan ve çalı
çırpıdan ibaret bir objenin zaten kendi içinde değişim ve geri dönüşüme açık bir
nesne olarak var olmasından ilham alıyor. “Kendi süpürgeni nasıl yaparsın” söylemi
aslında kendi alternatif dünyalarımızı ve direnişimizi küçük bir jestle veya taktiksel
düşünme biçimi olarak nasıl geliştirebiliriz, soluklanabileceğimiz alanları nasıl
yaratabiliriz sorusunu ortaya koyuyor.
Göktan’ın eserlerinde kullandığı semboller, günlük yaşamda kök salmış gündelik
nesnelerle doğrudan ilişkilidir. Biberon, diken ve süpürge gibi ögeler; kadının yaşamı
boyunca üstlendiği farklı rollerin, toplumsal beklentilerin ve direnç biçimlerinin birer
yansıması olarak karşımıza çıkar. Fotoğraflardaki kadınlar, bu nesnelerle yalnızca
çevrelenmez, aynı zamanda onları dönüştürerek kendi varoluşlarının bir parçası
haline getirirler. Böylece, sıradan ve tanıdık olan, sanatçının bakışıyla ve pratiğiyle
yeni anlam katmanları kazanır.
Sanatçının fotoğraflarında kadın figürleri ne erotize, ne de idealize edilir; aksine,
kendi alanlarında, dikenlerin, süpürgelerin, yabani otların, yıldırımların arasında,
kendi bakışlarını geri kazanan öznelere dönüşürler. Kadın bedeni artık seyredilen bir
nesne değil, kendi bakışını kuran bir öznedir. Fotoğraflardaki figürler, biberonlar,
süpürgeler, dikenler ve yabani otlar arasında hem görünür hem kayıptır; varlık ve
yokluk arasında, ışık saçan bir varoluşla yer alırlar.
Zeren Göktan’ın pratiği, kadın bedeninin tarih boyunca nasıl temsil edildiğini, nasıl
görüldüğünü ve bu bakışın kimlere ait olduğunu sorgulayan bir alan açar. Onun işleri,
yalnızca görsel bir yüzey değil, bakışın iktidarını yerinden eden bir düşünme biçimi
sunar.
Sanatçının yeni sergisi *“Seninle Benim Aramda”*da (Between You and Me), bu
bakış ilişkisi daha da karmaşıklaşır. Triptik biçiminde kurgulanan fotoğraflar, bir
kadının bakışıyla diğerinin, yani izleyicinin bakışını iç içe geçirir. Göktan, görmenin
tek yönlü bir eylem değil, ilişkisel bir alan olduğunu hatırlatır. Kadın figürlerinin
çevresinde yer alan doğa unsurları, yıldırımlar, yabani otlar, dikenli dallar, birer
metafor olmaktan çıkar, bakışın kendisine katılır.
İşte, bu çoklu bakışın yarattığı alan, serginin başlığında da yankılanır: “Seninle Benim
Aramda”. Burada bakış, artık bir sahiplenme ya da temsil aracı değildir; bir
karşılaşma, bir birlikte var olma hâlidir. Göktan, bakışı bir güç göstergesinden
çıkararak, direnç ile inceliğin, sessizlik ile görünürlüğün kesiştiği şiirsel bir zemine
taşır.

Latest News