Zemin:Mekan-Yuzey-Katman, Zeren Goktan, Eser Selen ve Muruvvet Turkyilmaz kurgularini mekana gore sekillendiriyor / 21 Eylul 1999 / Cumhuriyet Gazetesi kultur / Yrd Doc Dr. Aysegul Guchan
Istanbul Altinci Uluslararasi Sanat Bienali’nin
acilisiyla birlikte, Istanbul sanat ortaminin hareketlenmeye baslamasi olagandir.
Hem sanatcilar, hem de izleyici her iki yilda bir uluslararasi sanat ortamindaki
yeni olusumlari izlemek uzere bienal mekanlarina yonelir. Ancak bu arada, Istanbul
ortaminda izleyiciye sunulan olusumlarin da gozden kacmamasina ozen gostermek
gerektigini, vurgulanmasi gereken bir gerceklik olarak karsimizda duruyor.
Gozden kacmamasi gereken etkinliklerden biri de yeni bir sanat mekaninda 18
Eylul-4Ekim tarihleri arasinda Karakoy’de gerceklestiriliyor. Bu mekan,
Kemankes Caddesi uzerinde yer alan ve postmodern bir gorunum ‘kazandirilan’
Fransiz Pasaji icerisinde yer aliyor. Islek Karakoy Limani ile yakinligina karsin
yalitilmis atmosferi ile izleyiciyi salt ic mekanda yer alan calismalar uzerinde
yogunlasmaya cagiran mekanin adi, eski ve yeni islevlerini birlikte sunuyor:
“Bir Dukkan:Sanat Mekani”. Burasi belli bir programi olmadan, disiplinlerarasi
sanat calismalarina tumuyle acik bir mekan. Her turlu isitsel ve gorsel platform
icin atolye, sahne, sergi, dinleti ve gosteri mekani olarak sekillenen dukkanin
sanat danismanligini Selim Birsel ustleniyor.
Mekana dair bir oyun
Ilk etkinligin kuratoru Basak Senova, Dukkan’da gerceklestirilen sergi
icin ‘mekana dair bir oyun’ tanimlamasi yapiyor. Oyunun kurallarini
mekanin belirledigini vurgulayan Senova, bu oyunun icinde, sergiye katilan uc
sanatcinin –Zeren Goktan, Eser Selen ve Muruvvet Turkyilmaz- kendi kurgularini
mekana gore sekillendirdiginin ve bu kurgularla islediginin altini ciziyor.
Mekanin, kendi kimligini yitirmeden sanatcilara kurgu alanlari actigini belirterek
izleyicinin de oyundaki rolu uzerinde duran Senova, mekanin , bicimlendirmeye
calistigi ‘algi’ tarafindan yeniden yazildigi gorusunde.
Algi, bu sergide bir aktor olarak degerlendirilebilir:Sergi, “yerde”
degil, “gokte”gerceklestirildigi icin, izleyici algisi yon degistirerek,
alisilmis koordinatlarin disinda gerceklesen bir etkinlik icin farli yonde calisiyor.
Mekana giren izleyicinin “yer”e iliskin tek algisi Zeren Goktan’in
“goge” uzanan merdiveni oluyor. Ancak, mekanin icine dogru ilerledikce
bunun da bir algi yanilgisi oldugunun ayirdina varan izleyici, merdivenin zeminle
herhangi bir bagi olmadigini gorerek merdiven formuna yoneliyor:Ikinci algi
yanilmasi. Bu, bir merdiven olmakla birlikte, aslinda sanatcinin farkli islerinde
farkli baglamlarda kullandigi tabut formunun bir degiskesidir. Bu form, tabutun
zemine basan kisminin kalibi ornek alinarak olusturulmus bir form ve bir yandan
olume gonderme yaparken diger yandan dogadaki cevrim dolayisiyla surecin ta
kendisi gibi duruyor.
Sanatcinin surec vurgusu ikinci bir ogeyle destekleniyor. Ekmek kufu. Son calismalarinin
temel malzemelerinden olan ekmek kufu de tabut gibi hem olume hem de surekli
uremesiyle yine surece gonderme yapiyor. Goktan’in merdiveni, tahta olusuyla
mekanla olan iliskisinde celiski arzulamiyor gibi gorunmekte. Yerle iliskisi
olmayan merdivenin tavana degdigi yerden kesilmis olmasi, surecin, tavanin diger
yaninda devam edebilecegini imlerken, zihinsel surece de dikkat cekiyor. Merdivenin
inme/cikma islevini yerine getiren beden degil zihindir. Yere temas etmeyen
merdivenin yerin altinda da devam edebilecek olan sureci harekete geciren nasil
zihinse, yere basmayisiyla, yukari cikilamayacagini imleyen merdivene cikan
da yine zihindir. Goktan’in hem yasam hem de olum; ya da ne yasam, ne
olum simgesi oldugunu soyleyebilecegimiz kuf ve tabutmerdiveni icin bir “ara
nesne” tanimini kullanmak olasi gorunuyor.
Tavanda yer alan ikinci calisma ise Muruvvet Turkyilmaz’a ait. Calismasinin
temel malzemesi “yazi” olan sanatci, onceki islerinde yazi gereci
olarak kullandigi gazateden vazgecerek kendi metnini olusturma karari almis
ve tum bir tavanda, spontane, fakat yalnizca mekana iliskin metinlerle hem mekana,
hem kendisine ait bir bellek-harita olusturmus. Bu bellek-haritayi olusturan
yazilar, sikisikliklari ve okunamayislari nedeniyle bir yandan kisisel kalirken,
diger yandan mekanda biraktigi iz nedeniyle tumuyle mekana da ait oluyor ve
sanatci-yapit-mekan iliskisinde yeni bir boyutta dikkat cekiyor.
Sanatcinin bu yazilari yazmasini olanakli kilan tasinabilir iskele, su anda
mekanda yer almiyor ve bu noktada, cagdas sanatta kimi kavram ve kurumlar uzerinde
gundeme getirilebilicek ufuk acici tartismalara da zemin hazirliyor. Sergi konseptinde
yer almayan ve surec icinde sanatcinin konsepte kattigi iskele, bir yandan baslangicta
yer almadigi ve yer cekimine karsi algi degisimi oneren konseptle celistigi;
diger yandan ise katilimci sanatcilarin calismalari ile negatif iliskilere girebilecegi
tartismalariyla bir paradoks yaratiyor:Konseptin baglayiciligi ve kuratorun
rolu. Basak Senova kuratorun “cozum dikte eden sanat yonetmeni”
rolunu ustlenen aktor olmadigi noktasindan hareketle, oneri getiren, fakat cozumu,
sanatin oyuna yaklasan oz niteligi icerisinde, asil aktorleri olan sanatcilarla
birlikte bulan bir “ara nesne” konumuyla varligini sorunsallastirarak
bir kavrami tartismaya acma istemini dile getiriyor. Yeni bir gundem maddesi
olabilecek bu sureci Senova ve sanatcilar, uretim surecindeki degisimleri vurgulamak
amaciyla sergi katalogunda ayrintili bir bicimde betimliyorlar.
Bedenin Paraziti:Giysiler
Mekanda yer alan ucuncu calisma Eser Selen’in “Takilmislar”
adli yapiti. “Takilmislar” yine tavanda yer alan bir enstalasyon
ve Selen’in “tekstil-obje” olarak adlandiralabilicek calismalarinin
bicimsel olmaktan cok, iceriksel bir devami niteliginde. Sanatcinin, tavanin
onemli bir bolumunu kaplayan ucurtmalari kuskusuz, bicim olarak onceki calismalarindan
farkli bir yerde duruyor. Ancak, bu ucurtmalara sanatcinin yukledigi anlam ve
yapitin mekanla olan iliskileri goz onune alindiginda Selen’in “Zemin:Mekan-Yuzey-Katman”
sergisiyle, ozellikle Kasa Galeri’de gerceklestirdigi “Bulunmus
ve Kaybolmus” adli proje arasinda var olan organic iliskiler belirginlesiyor.
Sanatcinin “Bulunmus ve Kaybolmus” adli yapitindaki temel sorunsalinin
mekanin sinirlari ve sikismislik oldugu animsandiginda benzer temanin, farkli
boyutlarda bu sergide de sorgulandigi aciklik kazaniyor. Bu kez oyunun aktorleri
bedenler degil, ama, sanatcinin “bedenin paraziti” olarak tanimladigi
giysilerden yapilmis ucurtmalar. Diger iki sanatcinin yapitlarinin algi degisimine
yol acan niteligi, alisilmadik bir yuzeyde, tavanda yer almalarina bagliyken,
Selen’in calismasinin ucurtmalar olmasi, bu noktada –ilk bakista-algiyi
degistir(t)me konseptiyle iliskili gorunmeyebilir. Ancak, -olusturulma surecleri
nedeniyle-kendileri donusumun ta kendisi olan ucurtmalarin, bir donusum daha
gecirdikleri ve tavana “cakili” olduklari icin de gokyuzune yukselme
amac ve islevlerini yerine getremedikleri algilandiginda, izleyicinin algisinin
yonunu degistirme amacinin gerceklestiginin ayirdina variliyor.
“Takilmislar”in aktorleri olan ucurtmalarin yapildigi giysiler cesitli
insanlarin artik kullanmak istemedigi, gozden cikardigi, “tedavulden kalkmis”
muamelesi goren giysiler ve bu yonleriyle, onlari kullanan kisilerin anilarini
barindiriyor. Ani ve bellegin devreye girmesiyle bu kez sanatci zamani dordunce
bir boyut olarak yapitina katiyor.
Kendi baslarina birer kimlikten yoksun olan giysilerin,bedensiz birer ilinek
oluslari, bedene tutunarak yasamaya cabalamalari onlari birer parazit olarak
nitelememize olanak sagliyor. Bu parazitler sahipleri tarafindan gozden cikarildiginda,
bu kez bir donusumu goze alip ucurtma bedenine giriyor.
Ancak, donusum de gecirse, var olusunu- ve de yok olusunu- parazit olarak yasamaya
borclu olan varlik,yeni mekaniyla organic bir butunluk kurmayip, ureme olasiligi
fazla olan kisimlara “takiliyor”. Sanatcinin, bugune degin ozgurluk,
mutluluk gibi iyicil anlamlarla donatilmis ucurtmaya yukledigi yeni –ve
olumsuz- anlamlar, tam da sergi konseptini olusturan algiya yon degistirtme
islevini tamamliyor. Kanimizca, Selen’in “Zemin:Mekan-Yuzey-Katman”
sergisinde yer alan calismasinda vurgulanmasi gereken en onemli yon, genc sanatcinin
yapitlarinin bir anlam evreni olusturma yonunde butunlemeye dogru gitmekte oldugu
kanisini uyandirmis olmasi.
Acilis tarihi bienalden bir gun sonra olan sergi,kalin cizgilerle belirtmek
gerekir ki,kuratorluk kurumu uzerine sozu olan genc kusagin soyledikleri ve
eylediklerinin dikkate deger orneklerinden biri.