Roma’da bulusma / 29 Haziran 1999 / Radikal Gazatesi kultur-sanat / Beral Madra


Roma’da, duzene karsi isyanin ifadesi, ne grevler ne de hafta sonu mitingleri! Bati Avrupa kentlerinde 60’li ve 70’li yillarda gorulen ve bugun artik izine rastlanmayan duvar, metro ve tren grafitileri, gorunmeyen bir huzursuzlugun belirtileri. Roma’yi Bati Avrupa’dan halin bir cizgiyle ayiran ve nerdeyse Bati-disi ulkelere eklemleyen, Istanbul ve Kahire’deki gibi bir ‘kendiligindenlik’ soz konusu…90’li yillarda bu kent sanki tercihini gecmisten yana yapmis ve bir sure daha 20.yy’da kalmaya kararli.
Roma, Italya’nin baskenti, ama cagdas sanat merkezi degil; Italya’sa boyle bir merkez yok zaten. Italya, Avrupa ve ABD merkezli cagdas sanat iliskisini, yuzyillardir Venedik Bienali ie goturuyor. Roma Belediyesi, 9. Avrupa-Akdeniz Genclik Bienali’ni duzenleyerek (bu, gezici bir bienal) bir gorev ustlenmis. Eski Roma mezbahasi (Ex-Mattatoio), Avrupa ve Akdeniz bolgesinden gelen 1000 kadar sanatciyi konuk ediyor, bir ay boyunca. Mimarlik, tasarim, moda, fotograf, video-sanat, siber-sanat, gorsel sanat ve muzik alanlarinda kendini kanitlamak uzere yola cikmis genc sanatcilar icin burasi onemli bir bulusma, karsilasma ve evlenme yeri… 10’uncusu 2001’de Saraybosna’da yapilicak; 11’incisini, bu bienalin Turkiye temsilciligini ustlenmis olan Sabanci Universitesi Istanbul’da gerceklestirmeye talip. Sabanci Universitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakultesi ogretim uyeleri ve sanatcilar Erdag Aksel ve Selim Birsel’in girisimleriyle bu biennale Bilkent Universitesi’ni bitirmis uc genc sanatci davet edildi:Eser Selen, Zeren Goktan ve Muruvvet Turkyilmaz.
Bu katilim, Turkiye’nin, yuzyilin son Venedik Bienali’nde olmamasini biraz olsun unutturuyor. Sabanci Universistesi, Turkiye’deki genc sanat icin cok onemli bir kapiyi acti.
Bu uc sanatcinin, az ve oz bir o kadar da etkileyeci diyebilecegimiz yapitlarinin yuzlerce yapit arasinda one cikmasi, artik kendini bilen Batili sanat uzmanina sasirtici gelmiyor. Eser Selen’in ‘bedensizlesme’nin’metaforu olarak kullandigi kuklalar, Zeren Goktan’in ekmek kufu gibi, olu/canli bir malzemeyle olusturdugu ‘Ekmek Kapisi’, Jannis Kounellis’in kuratorlugunu yaptigi bolumun en ilginc isleriydi. Ayni bolumde, iki ay once Borusan Sanat Galerisi’nde izlenen Misir sergisine katilan Mona Marzouk ve Rehab el Sadek’in de isleri yer aliyordu. Muruvvet Turkyilmaz’in malzemesi toplumsal yasamin belgeleri olan gazette kagitlari/sandalye/bayrak(ya da kitle/simge, ulus/devlet) yerlestirmesi ise, gorsel sanatlara ayrilmis baska bir bolumde yer aliyordu. Kounellis, sergiyle ilgili olarak, gencler arasi bir diyalogun gerekliliginden soz ederken, ‘oteki’ ile iliskiye girmenin onemini, bunun derin tarihsel kimliklerin ve geleneklerin, farkliligin, karsitliklarin, gerilimlerin ustune yapilanmasinin kacinilmazligini vurguluyor, ancak bu diyalogun yaraticilik ve siirsellik icermesinin ne denli ‘guzel’ oldugunu da ekliyor. Eser Selen, Zeren Goktan ve Muruvvet Turkyilmaz ile birlikte Replicas Rock Grubu’nun da bu bienale cagrilmasini saglayan Selim Birsel, kendisinin bir kurator olmadigini, buradaki islevinin, daha onceki egitim gorevinin bir uzantisi oldugunu belirtiyor.
Sanatcilarin nasil secildigi, bienalin ideoloji ve altyapisini belirleyen bir ogedir. Kuskusuz, bu secim, aralarinda yogun kulturel iliskiler olmayan bircok ulkeyi kapsamasina karsin, sasirtici bir iletisim aginin varligini gosterir. Bu ag icinde her zaman isabetli kesismeler olmayabilir, ancak buradan, sanat arenasinda kendini gostermek isteyenler, atlarini her yere surmelidir, gibi bir sonuc cikiyor. Bu yalniz sanatcilar icin degil, ozellikle kuratorler icin gecerlidir. Sanirim, sanatcilarin, yalniz CV’lerini suslemek amacinda olan kuratorlere karsi uyanik, ilkeli ve direncli olmalari ve kendilerini ‘kullandirtmamalari’ donemini yasamaya basladik…Roma’daki cogulcu ve tarafsiz ortam ozellikle bu acidan umit vericiydi.

 

R E V I E W S