Mezarlari Ongeren Sanat / 7 Subat 2001 / Radikal kultur-sanat / Beral Madra
Din ve cinayetin
sarmas-dolas oldugu bir karanliktan gecerken insanlar, ‘sanat’in
bir anlami var mi, diye sorabilir ve yanit vermekte zorluk cekebilir…
20. yuzyil tarihi, siddetin kol gezdigi topraklarda sanatin ya da herhangi bir
yaratici projenin olmadigina dair orneklerle dolu. Ancak, sanatin yerine goz
diken eglence kulturunun, dinin yerine gecen siddetin karsisindaki caresizligi,
sanatin ne anlama geldiginin kaniti.
Cinselligi pornalastiran, sigliklari yaldizlayan, tuketim arzularini yirtici
acgozluluge donusturen dip kulturun, en kanli dusleri doyuran olum videolarinin,
sapkin fantezilere sehvet dalgalari yayan kara carsaflilarin karsisinda hic
sansi yok! Ne var ki, Turkiye’nin, Avrupa Birligi’ne entegre olmayi
bir proje ve hedef gordugu bir donemde, basimizda hala sanatin nasil kullanilacagindan
haberi olmayan siyasetciler ve burokratlarin olmasi, sanatin acilimlarini engelliyor.
Sanat degil TV izleycisi
Son gunlerdeki ‘torbalara konmus cesetler’ ve ‘mezarlar’
bana iki onemli yapiti animsatti: Birincisi Selim Birsel’in Mayis 1995’de
Sanart kapsaminda Ankara Gari’ndaki yerlestirmesi. Birsel, altinda bedenler
oldugu izlenimi birakan karartilmis kagit ortuleri yere dizmisti. Gar sergisi,
bu is yuzunden kapatilmisti; Birsel’in isine bakmaya dayanamayan kitle,
simdi televizyonda sabah aksam torbalarla tasinan oluleri izliyor ve sesini
cikaramiyor!
Oteki is ise Zeynep Zeren Goktan’in, 1999’da Kasa Galeri’de
‘ekmek adina, toprak ugruna’ baslikli yerlestirmesi; sanatci galeriyi
kefen bezi ve tenekelerle kaplayarak bir mezara donusturmustu. Bir genc insan
neden ‘mezar’ yapar? Kuskusuz, bu ulkede yasarken, insan yasaminin
ucuzluguna deginmemek ve ulkeyi buyuk bir mezar olarak gormemek olanaksiz!
Bence, o olum videolari gosterilsin mi, gosterilmesin mi diye tartisilacagina,
onlardan daha derinlere isleyecek ve cok sey anlatacak bu iki yapitin fotograflarini
tum Turkiye’de Billboard’larda gosterilmeli!